BAZI KENTLERİN TARİHİNİ YAZMAK ZORDUR
GÜZEL İSTANBUL

 

Temmuz 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031
Aylık Arşiv
Ocak 2008
Şubat 2008
Mart 2008
Nisan 2008
Temmuz 2008
Yıllık Arşiv
Son Fotoğraflar
SÜLEYMANİYE CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
SULTANAHMET CAMİ
AYASOFYA CAMİ
BEBEK CAMİİ
SİSTE KÖPRÜ
ŞİLE / kabakoz mevkii
ŞİLE / kumbaba mevkii
ŞİLE
ŞİLE / AYAZMA
ŞİLE
ŞİLE
ŞİLE
ŞİLE LİMANI
Yeşilköy
İstanbul'un yaklaşık 17 km batısında, Marmara deniz kıyısında, Bakırköy ile Florya semtleri arasında bulunur. Yeşilköy Şevketiye ve Yeşilköy Ümraniye mahallelerinden oluşan semtin sınırlarını güneyde Marmara denizi, kuzeyinde Atatürk hava limanı, doğuda Yeşilyurt yerleşmesi, batıda ise, Florya ve Florya sahillerinin Yeşilköy'e doğru uzantısı olan Belediye dinlenme kampı oluşturur.

Yeşilköy'ün eski adı, Ayastefanos'dur. Eski bir Rumköyü olan semt, bu adı bir Hıristiyan Aziz'i oolan Ayios Stestefanos'dan ve onun adına yapılan ancak günümüze kadar varlığını sürdürememiş olan kiliseden alır.  Evliya Çelebiye göre ise: Ayastefanos adı birçok tarih kitabında, özellikle Tevarih-i Ali Osmani de, adından uzun uzadıya behsedilen İstanbul'un efsanevi kurucusu Madyan oğlu Yanko'nun oğlu Aya İstefan'dan gelmektedir.

Yeşilköy adı semte 1930'da, İstanbul'un idari yapısının yeniden düzenlenmesisürecinde verilmiştir. Türk edebiyatının tanınmış simalarından Halit Ziya Uşaklıgil'in uzun yıllar Yeşilköy'de oturduğu ve semtin bu adı almasında büyük rol oynadığı bilinmektedir.

YEŞİLKÖY TARİHİ :

Yeşilköy'ün tarihi bir hayli eskidir. Geç Bizans ve Roma dönemlerinde burada, Marmara kıyısı boyunca burada yazlık saray ve ikametgahlar bulunduğu, hatta daha önce kentin Roma döneminde bile burada bahçeleridenize açılan yazlık villaların olduğu yazılmaktadır.

İstanbul'un farklı zamankarda geçirdiği kuşatmalar sırasında Yeşilköy ve çevresi zaman zaman büyük tahribata uğramıştır. IV.haçlı seferleri sırasında Latinler, Yeşilköy açıklarında donanmalarını demirlemişler ve  Yeşilköy'den karaya çıkmışlardır. Latin orduları başkanı Dandalo(Ayasofya'da gömülüdür), buradaki kilisede be " Te deum " ayini düzenlemiştir.

Ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatname'de Yeşilköy'den şöyle bahseder:" Ayastefanos kasabası deniz kıyısında, Bostancıbaşı hükmünde bir subaşılıktır. Bir yasakcı kolluğu vardır. Eyüp Mollası'nın nahiyesi hükmündedir. Kafirler zamanında büyük şehirmiş...Şimdi 500 mamur evli bir Rum kasabasıdır. Bir zaviyesi, bir küçük çarşısı, iki kilisesi vardır.Havası çok güzeldir..."

Evliya Çelebi'ye göre Araplar İstanbul'u almak için düzenledikleri seferlerin üçüncüsünde, şehri alamayıp geri dönerlerken Yeşilköy'ü tahrip etmişlerdir. Osmanlı döneminde küçük bir  Rumköyü olan Ayastefanos, Sultan II.Mehmed'in kuvvetleri tarafından İstanbul'un kuşatmasına bir hazırlık olarak, bölgedeki başka yerleşmelerle birlikte Şubat 1453'de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bazı tarihcilere göre Fatih; Yeşilköy-Zeytinburnu önlerinde cereyan eden Ayastefanos deniz savaşını, Yeşilköy burnunda atını denize sürmek suretiyle cesaretlendirmiştir.

16. yüzyıldan itibaren Yeşilköy ve çevresinde(Florya), içlerinde köşkler ve mesire yerleri bulunan çok büyük bahçeler olduğu bilinir. Selanikli Mustafa Efendi, kendi adıyla anılan tarihinde, Yeşilköy civarında bulunan İskender Çelebi Bahçesinden söz etmekte ve o tarihte Halkalı deresi civarına avlanmak için giden Kanuni Sultan Süleyman'ın aniden başlayan tufan gibi yağmurdan kurtulmak için bu bahçeye sığındığını ve burada bir ölüm tehlikesi atlattığını anlatır. 16. ve 17.yüzyıllarda Ayastefanos, geniş ağaçlıklara, bahçelere ve mesire yerlerine sahip olma özelliğinin yanında batıdan gelen gemilerin demirledikleri küçük bir liman görevi de görmektedir.

18.yüzyılda Yeşilköy'ün ne durumda olduğuna dair elimizdeki bilgiler oldukça yetersizdir. Bu bilgilerin çoğunu da seyahat bilgileri oluşturmaktadır. Bununla birlikte bu yüzyıldan kalma bazı yapılar bulunmaktadır. Bunlar içersinde, İstasyon caddesi'nin sonunda itfaiyenin yanında uzun süre karakol olarak kullanılmış, üstü ahşap, altı kagir yapı, bu devre ait bir tarihtaşıması açısından ilginçtir.Kapının üstündeki tarih hicri 1170 yılını göstermektedir. Buna göre yapının 1752'lerde yapıldığı kabul edilmektedir.

Bu döneme ait ilginç bir bilgiyi de İstanbul Efendi'sinin H.1138, M.1726 tarihli ve 24 sayılı hükmünden öğrenmekteyiz. Hükümde bazı kişilerin tekne ile satın aldıkları kömürü Yeşilköy'de mahzenlere koydukları ve buradan develere yükleyip İstanbul'a götürerek "Istranca Kömürü" diye sattıkları belirtilmektedir. 19. yüzyılın başlarından itibaren yeşilköy, sayıları gittikçe artan ve İstanbul'u konu alan seyahatnamelerin pek çoğunda şirin evleri, bahçeleri ve konumuyla güzel bir sahil kasabası olarak karşımıza çıkar.

Türkiye tarihi hakkında yazdığı birçok eserle tanınan Hammer, 1822'de Peşte'de yayınlanan 2 ciltlik "İstanbul ve Boğaziçi" adlı kitabındaYeşilköy'den bahsetmekte, Yeşilköy'ün bir sayfiye yeri olmasından dolayı burada pekçok köşkün bulunduğunu ve 20-30 yıldan beri burada oturan, saray doktoru Lorenzo Voccidi'nin  deniz kııyısında bahçeli bir villası olduğunu yazmaktadır. Bu yüzyılda İstanbul'da bulunan önemli bir Amerikan siması David Porter, 1835'de New York'da yazdığı Constantinople and its Enviros adlı eserindeki mektupların bir çoğunu Yeşilköy'den yazmıştır. 1855'de Paris'te yayınlanan Voyage a Constantinople adlı gezi anılarında Boucher de Perthes, Yeşilköy'den harikulade görünümü olan bir köy olarak söz etmekte; Yeşilköy'den İstanbul'a uzanan sahil şeridinde devlete ait büyük binalar, cephanelikler(Baruthane), kışlalar ve bahçe içinde evler gördüğünü yazmaktadır. Fyler Towsend, 1850'de Londra'da yayınlanan Cruise on the Bosphorus adlı eserinde, yeşilköy sahilleri boyunca uzanan tebeşirkayalarından ve köyün şirin beyaz evlerinden bahsetmektedir. 1855'de Paris'te yayınlanan bir deniz kılavuzunda ise, o günkü Yeşilköy kıyı şeridi ile ilgili önemli bilgiler sunulmaktadır. Eserde Yeşilköy burnu'nun İstanbul feneri'nin 7 mil kadar batı-güneybatısında olduğu, batıdan gelindiğinde İstanbul'u tamamen gizlediği, gündüz İstanbul'a gelinirken bu burunda karaya yanaşıldığı, oldukça alçak olduğu ve üzerinde inşa edilen pek çok kırmızı boyalı ev ve büyük bir kahvehaneyle tanındığı belirtilmekte; Türklerin, Yeşilköy Burnu'ndan akşamları yaklaşık 6 mil uzaklıktan fark edilen bir fener taktıkları, burnun doğusunda "San Stefano " ya da "İsmana" olarak adlandırılan Yeşilköy'ün bulunduğu anlatılmaktadır.

Yazıda ayrıca, buraya yaz aylarında zengin Türklerin oturmaya geldiklerinden ve köyün yakınlarında Sultanın bir de sarayının bulunduğundan bahsedilerek, kıyıya demir atma yerleri gösterilmektedir.

19. yüzyılın ikinci yarısına kadar, gezme, dinlenme ve av yapma amacıyla gelinen ve oldukça uzak kabul edilen Yeşilköy, bu yüzyılın ortalarından itibaren canlanmaya başlamıştır. 1852 başlarında Boğaz'dan Yeşilköy'e düzenli vapur seferleri konmuş, 1870 yılında demiryolu çalışmaya başlamış ve bir istasyon binası kurulmuştur. Ulaşım imkanlarının bu gelişimi sonucunda, buraya yerleşenlerin sayısı artarken, günü birlik eğlenmeye gelenlerin sayısında da büyük bir artış gözlenmiştir.

Demiryolu yapımı sırasında Yeşilköy yakınlarında bir hendek kazılırken, beş adet lahit bulunmuştur. Bizans dönemine ait olduğu sanılan ve dördünden iskelet çıkarılan bu lahitler, arkeolojik değer taşımaları açısından önemlidir.

Ayastefanos antlaşması:

Yeşilköy'ün tarihinde yer alan en önemli olay şüphesiz Osmanlı tarihinde "Ayastefanos Muahedesi" olarak bilinen antlaşmanın burada yapılmış olmasıdır. Tarihde 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Türk ordusu gerek Balkanlar'da, gerekse Doğu Anadolu'da birçok başarılar elde etmiş olmasına rağmen mali sıkıntılar, ulaşımdaki güçlükler, yetişmiş subay azlığı, kumandanlar arasındaki anlaşmazlıklar gibi nedenlerden dolayı yenilmişti.

Ordunun yenilgisi ve göç eden halkın perişanlığının son safhaya ulaşması sonucunda II.Abdülhamid barış istemek zorunda kalmıştı. Mütareke için Harbiye Nazırı Rauf Paşa görevlendirilir. Görüşmeler sonunda Osmanlı devleti ile Rusya arasındaki ilk anlaşma 31 Ocak 1878'de imzalanır. Anlaşmaya göre Ruslar henüz ele geçmemiş olan Bulgaristan kalelerini ve Küçükçekmece'ye kadar olan bütün Rumeli'yi işgal
edeceklerdi.

Bu durum karşısında İngiliz donanması Osmanlı devletinin Protestosuna rağmen 19 Şubat'da çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul önlerine kadar gelir. Bunun üzerine Rus güçleri de hızla İstanbul'a doğru hareket eder ve Yeşilköy'ü karargâh yaparak barış görüşmelerine burada başlarlar. 10 gün süren görüşmeler sonunda 3 mart 1878'de, Türk, İngiliz ve Rus elçileri tarafından Ayastefanos antlaşması imzalanır. Antlaşmanın yapıldığı sahildeki bina daha sonra yıkılmıştır. Rusların Yeşilköy'de kaldığı süre içinde Grandük Nikola, barutcubaşılar konağında kalmıştır.

Rusların Yeşilköy'e gelmesi ve Ayastefanos antlaşmasının burada yapılması 19. yüzyılın son çeyreğinde semtin adını sık sık duyulur hale getirmiştir. Bu dönemde batı basınının tüm ilgisi bu kasabaya yönelmiş, birçok yayın organında Yeşilköy ile ilgili yazılar ve gravürler yayınlanmıştır.

Balkan savaşında Yeşilköy:

Yeşilköy konumu itibari ile savaş zamanlarında bir kamp yeri olarak kullanılmıştır. Balkan savaşı yıllarında da Yeşilköy çok acı olaylara sahne olmuştur. Haçlıların, Rusların ve Hareket ordusu'nun askeri amaçlı gelişlerinden sonra Ve Balkan savaşı'nın patlak vermesi ile yeniden bir askeri kamp haline gelen Yeşilköy, sonraları çok daha korkunç bir kampa dönüşür.

Köydeki askerler arasında salgın hastalıklar yayılmıştır. Bölgede yaşayan halkın çoğu kaçmış ve hasta askerlerin toplandığı kolera kampları oluşmuştur. Köyün batıkesimindeki kırlıklarda durum içler acısıdır. Buralarda Koleradan ölen askerlerin cesetleri vardır ve köpekler bu cesetleri kemirmektedir. Vatan savunması için evlerinden ayrılan askerlerimiz, daha düşman karşısına bile çıkamadan burada kolera, dizanteri gibi salgın hastalıkların pençesinde can vermişlerdir. Balkan savaşı yıllarında yaşanan, imkansızlıkların ve yoksulluğun getirdiği bu felâket, Yeşilköy tarihinin en kara sayfalarından birini oluşturması açısından önemlidir.

Havacılık tarihimizde Yeşilköy:

Yeşilköy'ün Türk havacılık tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır. 20.yüzyılın başlarında, dengelerin savunma ve askeri güç üzerine kurulu olduğu ve üretilen teknolojilerin haritaları değiştirdiği bir dünya düzeninde  Osmanlı devleti bu nimetden nasibini alamamış zayıf bir devlet durumundaydı. Nitekim yapılan savaşlarda, bu eksiklik nedeniyle birçok yer elimizden çıkmıştı.

Avrupa'daki güçler tarafından kullanılan ve en önemli ürünü uçaklar olan bu teknolojilerin kullanılması, Osmanlı ordusu için de kaçınılmaz olmuştu. O yıllarda Harbiye Nazırı olan Mahmut Şevket Paşa'nın girişimleriyle orduya balon ve uçak sağlanması ve bunlar için gereken tesislerin kurulması çalışmalarına başlandı. Bunun yanında " Kitaatı Fenniye ve Mevakii Müstahkeme Müfettişi Umumiliği " nin ikinci bir şubesi olarak da bir hava komisyonu kuruldu. 1 Haziran 1911de kurulan bu çekirdek teşkilat Türk Silahlı Kuvvetler tarihinde, Hava Kuvvetlerinin temeli sayılmaktadır.

Yapılan çalışmalar sonucu bugünkü Yeşilköy Havaalanı'nın kuzey sınırına yakın bir yerde 1912'nin Ocak ayında iki hangar ve bir meydan yapılarak havacılık  tarihinde ilk önemli adım atılır. Daha sonra bu hangarlar ve meydan, bazı ekler yapılarak 3 Temmuz 1912'de Yeşilköy Hava Mektebi olarak hizmete girer. Okulun öğrenci kaynağı bu yıllarda kara ve deniz subaylarından oluşmakta, eğitim-öğretim üç ay olup yılda devre devam etmektedir. Her devrede 15-20 pilot adayının öğrenim gördüğü okulun yetiştirdiği Türk pilotlar, Balkan Savaşı'nda fiilen cephede görev almışlardır. Ayrıca deniz pilotu yetiştirmek üzere Bahriye Nezareti'ne bağlı "Deniz Hava Okulu"(Bahri Tayyare mektebi), Yeşilköy'deki deniz fenerinin yakınında bir yerde eğitime başlamıştır. (Haziran 1914)

Okulun adı 1916'da Hava İstasyonu (Tayyare istasyonu) olarak değiştirilmiştir. İstanbul'un işgali yıllarında Yeşilköy Hava İstasyonu'nun İngiliz ve Fransız güçleri tarafından işgal edilmesi sonucu kaçırılabilen malzeme ve uçaklar Anadolu yakasında Maltepe'ye götürülmüş, Deniz Hava okulu'nun malzemeleri ise Bahriye Nezareti'nin Haliç'teki depolarına konmuştur. Daha sonra Cumhuriyet tarihi boyunca havacılığımız gelişmiş, 21 Temmuz 1967' de Türk havacılığının doğup büyüdüğü yer olan Yeşilyurt'da Hava Harp Okulu açılmıştır. Bu okul halen aynı yerde eğitimini sürdürmektedir. Ayrıca Yeşilköy banliyö tren istasyonunun hemen yanında 1985 yılında ziyarete açılan Havacılık Müzesi de bulunur. Müzede Cumhuriyet yıllarında kullanılan uçaklar sergilenmektedir.

Yeşilköy tarihinde gayrımüslimlerin özellikle de Rumların bu bölgede yaşamış olmaları yerleşimi, fiziksel çevreyi ve konut yapısını etkilemiştir. İstanbul'un içindeki Müsliman mahallelerinde görülen geometrik görüntüden uzak bir sokak dokusu yerine, çoğunlukla birbirine dik ve paralel sokaklar görülür. 19. yüzyılın ikinci yarısında yapılmış ve sayıları yok denecek kadar azalmış barok ve art nouveau izleri taşıyan yapılar, istasyon caddesi ve iskele meydanı çevresinde nadir de olsa görülebilir. Bugün Yeşilköy sokaklarında dolaşanlar Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış olan birçok ahşap binanın halen ayakta durduğunu görürler.

İstanbul'un ilk beş yıldızlı otellerinden olan bir olan Çınar Oteli ve İnternational Hospital, üzerinde ünlü fenerin de bulunduğu Yeşilköy burnu'nun hemen batısında yer alırlar. Yine İstanbul'un ilk beş yıldızlı otellerinden olan Polat Renassaince buradadır.

Yeşilköy'de ayrıca, İstanbul'un en büyük yat limanlarından bir olan Yeşilköy Marina bulunmaktadır. Atatürk Hava Limanı'nın hemen karşısında bulunan CNR & Expo fuar merkezi  düzenlenen organizasyonlarla milyonlarca kişiye fuar hizmeti vermektedir.

Yeşilköy Feneri:

Eski adı Ayastefanos Feneri olan Yeşilköy feneri, Yeşilköy Burnu üzerinde bulunur. İstanbul'un deniz trafiğindeki emniyeti sağlamak amacıyla Abdülmecid'in isteğiyle Fransız mühendisler tarafından 1856'da taş kule şeklinde yapılan fener, İstanbul'un ilk fenerlerinden biridir. Bekçisi içinde bir lojmanı bulunan fenerin yüksekliği 24 metredir. Fener Marmara denizi'nden İstanbul Boğazı'na giriş yapacak gemilere yol gösterir ve Yeşilköy önündeki sığlıklardan güvenle geçmelerini sağlar. 15 deniz mili mesafeden görülebilen fener 10 saniye de bir iki guruplu ışık yayar. Görüş mesafesinin sınırlandığı sisli havalarda 30 saniyede bir sis düdüğü çalan fenerin ışık kaynağı elektirik-asetilenli çakar fenerdir.  194 1971 ve 1988 yıllarında onarım görmüştür.

İlk Ziraat okulu:

Türkiye'de açılan ilk Ziraat okulu 1847'de Yeşilköy civarındaki Ayamama deresi kıyısında uzanan verimli arazide kurulmuştur. Okul amaç olarak ayrıca burada kurulması düşünülen Basma Fabrikasının işleyeceği pamukları da modern usulle yetiştirmeyi amaçlıyordu. Fakat kurulduktan dört yıl sonra esaslı bir verim elde edilememesi ve okul içinde öğrenciler arasında çıkan olaylar nedeniyle kapatılmıştır.

Ayastefanos Rus Abidesi:

1893 başlarına gelindiğinde Osmanlı ve Rus hükümetleri arasında önemli bir karar alınır. Rus çarı 1877-1878'de İstanbul üzerine yürürken yapılan savaşlarda ölen Rus askerleri için Yeşilköy'de büyük bir abide yapılmasını istemiş, II.Abdülhamid'de Rus çarı'nın bu isteğini kabul etmişti. Bu durum o günlerde yayınlanan(12 Ocak 1893) Moniteur Oriental adlı gazetede şu şekilde yayınlanmıştır.
" 1877-1878 harbinde Türkiye'de ölen Rus askerleri çeşitli ve dağınık mezarlara gömülüdür. Acele yapılan bu mezarların çoğu yıkılmıştır. Rusya'da yayınlanan gazeteler zaman zaman bu konuya temas etmektedirler. Petersburg Kabinesi, bu işleilgilenmek üzere İstanbul'daki askeri ateşesi Albay Peşkov'u görevlendirmiştir. Albay, dağınık durumdaki mezarlarla ayrı ayrı ilgilenmenin çok zor olduğunu bildirerek, bunların bir yerde toplanmasını ve oraya bir de kilise yapılmasını teklif etmiş, bu teklif de hemen kabul edilmiştir. Askeri ateşe beş bin ölü kemiğini bir araya toplamış ve sonunda bunların San Stefano'da(Yeşilköy) gömülmesi kararlaştırılmıştır.

Aslında Ruslar, Osmanlılarla yaptıkları bu savaşta ulaştıkları en uç nokta olan Ayastefanos'ta bu başarılarının anısına zafer anıtı niteliğinde bir abide dikmeyi istemektedirler. İki devlet  arasında uzun süren tartışmalardan sonra Türk tarafı, bir hayır kurumu statüsünde olması kaydıyla binanın yapımına izin vermiştir. Bunun üzerine Rus hükümeti harekete geçerek, bugünkü Yeşilköy yakınlarında Barutcubaşılar'a ait arazinin bir bölümünü satın alarak inşaat hazırlıklarına başlar. 1894'de yapımına başlanan bu bina yarısı anıt, yarısı da kilise  olarak dört yılda tamamlanır. Yapının ilkkatı savaşta ölen Rus askerlerinin kemiklerinin saklandığı odalara ve Papazlarla muhafızların özel odalarına ayrılmış, yukarıdaki bölüm ise on iki parça sütun üzerine oturtulmuş birkaç katlı kule olarak yapılmıştır.

Rusların bir zafer abidesi olarak yaptıkları bu anıt, I.Dünya savaşı'nın başladığı yıllarda Türk halkını savaşa motive etmek için başlatılan kampanyada hedef haline gelmiştir. Osmanlı devletinin İttifak Devletleri'nin yanında yer almasının kesinleşmesiyle Ayastefanos Rus abidesi'nin yıkılması Milli bir dava haline gelmiş, özellikle yazdığı makalelerle Aka Gündüz konuyu bütün halkın sorunu haline getirmiştir. Savaşın resmen ilan edilmesinden on üç gün sonra 14 Kasım 1914' te saat 08.30'daYeşilköy yakınlarındaki bu anıt, halkın gözleri önünde havaya uçurulmuştur. Bu sırada abidenin on iki sütun üzerine oturtulan kısmı havaya uçurulurken kalan diğer bölümler ise üç ay içinde temizlenmiştir.


Türk Sinema Tarihi'nin İlk belgesel Filmi:

Ayastefanos Rus abidesinin havaya uçurulmasıyla tarihimize de bir ilke imza atılmıştır. Anıtın yıkılacağı bilindiğinden, bu olayın filme alınmasına karar verilmiştir. Bu işi için Viyana'da bulunan bir firmayla anlaşılmış ise de, Milli hassasiyetler dolayısıyla bu işlemin yabancı bir şirket tarafından yapılması uygun görülmemiştir. Yapılan araştırma sonucu orduda görevli, daha önce de sinema işlerinde çalışmış Fuat adında genç bir yedek subay bulunur. Sonraları Uzkınay soyadını alacak  olan genç yedek subay, bu büyük tarihi olayı kaydederek ilk aktüel sinemacımız olarak tarihe geçmiştir. Ne yazık ki, tarihi belge niteliğindeki bu film elimizde bulunmamaktadır.


Yeşilköy'de bir ressam: Pietro Bello

Yeşilköy, tarihi boyunca pekçok  yazar ve sanatkara ev sahipliği yapmıştır. Bunlardan birisi de uzun yıllar Sanayi Nefise mektebi'nde hocalık yapmış, Arkeoloji mizelerinin ek binasının yapımında görev almış, ve 1903 tarihli Malumat dergisi'nin 388. sayısında 24 tablosu ve üç resmi basılmış bulunan ünlü İtalyan ressam ve mimar Pietro Bello'dur. 1831'de Venedik'te doğmuş olan Bello'nun uzun yıllar kayıp olan mezarı, Yeşilköyde'ki latin Katolik mezarlığı'nda bulunmuştur. Mezar taşından anlaşıldığı kadarıyla, Pietro Bello, 27 Eylül 1909'da buraya gömülmüştür.

Halit Ziya Uşaklıgil Yeşilköy'de:

Halit Ziya Uşaklıgil'in hayatında Yeşilköy'ün ayrı bir yeri vardır. Edebiyatımızın önde gelen isimlerinden olan Halit Ziya Uşaklıgil, daha önce oturduğu Büyükada'da tüm bir yılı geçirmek zorlaşınca, adanın yerini tutabilecek bir mekan arar. O zamanki adıyla Ayastefanos olan Yeşilköy'de bir arkadaşının evine gittiğinde buradan çok etkilenir ve burada kalmaya karar verir. Adadan ayrılmanın acısını Yeşilköy'e, buradaki evine, ençok da bahçesinin hülyalarına dalarak hafifletmeye çalışır. Burada bulunan bazı dostlarının arasında tamamıyla mizacına uygun, sessiz ve temiz bir hayat yaşama imkanı bulur. En fazla mutlu olduğu şey ise, çocukluk yıllarının en alışılmış eğlencesi olan bahçeişleriyle uğraşmaktır.

Halit Ziya Uşaklıgil ömrünün son günlerine kadar Yeşilköy'deki köşkünde oturmuş ve 1945 yılında burada vefat etmiştir. Anılarında ve eserlerinde, özellikler "Kırk yıl"  adlı eserinde Yeşilköy'den etraflıca bahsetmiştir. Yazarın büyük bir sevgiyle bağlandığı bu yerin, Yeşilköy'ün adını almasında büyük rol  oynadığı söylenmektedir.











Gelen Yorumlar
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
güzel yorum kaynak neresi ?
yeşilköy ile ilgili çalışman çok güzel de keşke kaynakları gösterseydin

www.yesilkoyum.org sitesinden aldığını belirtseydin çok güzel olurdu hiç değilse sitemizde tanıtılmış olurdu

bayağı derleyip toparlayıp sıraya konulmuş bir eser yeşilköy fotoğrafıda benim havan sokaktan çektiğim sahil görüntüsüdür

saygılar sunarım
bülent YURTSEVER
Yeşilköy Mahalle Muhtarı
bülent yurtsever eklemiş. | 30 Eylül 2006 Saat 01:31
Değerli Bülent bey
Çok haklısınız. Kaynağı göstermeyi sanırım bir dalgınlık sonucu atlamışım. Yeşilköy semti için , "kentim istanbul" projesi kapsamında İBB Kültür işleri Daire başkanlığı tarafından yayınlanan dergiyi kaynak olarak kullandım.

Ben zaten sizin o çok da değerli olan sitenize girdim ve oldukça faydalandım. Keşke her semt sizinki ne benzer siteler olsa. Resmi ise sizin sitenizden aldığım doğrudur.

Saygılarımla.
serdar olca eklemiş. | 01 Ekim 2006 Saat 11:26
güzel mi acab
harika ama ayrıntıya girseydiniz keşke daha güzel olurdu
gizem sarıakçalı eklemiş. | 20 Aralık 2006 Saat 20:12
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara